MUCİZELER VE GERÇEKLER

Mucizeler yaşandı, yaşanmaya da devam ediyor.

Son olarak dün sabah saatlerinde 3 yaşlarındaki Ayda bebek 91 saat sonra enkaz altından sağ olarak çıkarıldı.

Umutlar tam bitti derken, Ayda bebek yeni umutlara, yeni mucizelere kapı açtı.

Elif, İnci, Ayda.

Bunlar kara günlerin aydınlık ışıkları oldular.

91 saat sonra dile kolay böyle mucizeler yaşandı.

100’den fazla canımız hayata veda etti.

Halen enkaz altında olanların olduğu söyleniyor.

Başka mucizeler yaşanır mı?

Umutla bekleniyor.

 

***

1999 yılında yaşanan Marmara depreminde Eskişehir’de yıkılan tek bina vardı.

34 insanımız hayatını kaybetmişti.

Orada da bir mucize yaşanmış ve depremden 20 saat sonra genç bir kızımız enkaz altından sağ olarak kurtarılmıştı.

Meral Şurabatur Atlan.

Şimdi gazeteci arkadaşımız Kemal Atlan ile evli olan ve bir sevimli kız çocukları olan Atlan çifti.

Arkadaşımız, kardeşimiz Meral yıllar sonra yaşadıklarını anlatan bir kitap yazdı.

“İlk önce yıldızları gördüm”

Şimdi bir çocuk annesi olan Meral, İzmir depreminden sonra duygularını sosyal medyada paylaştı.

Bir tarafta mucizeler, bir tarafta gerçekler.

O saatleri yaşayan bir kişi olarak gerçekleri ne güzel dile getirmiş.

 

***

Yazmayayım diyorum sakin olmaya çalışıyorum, haberleri de izlememeye çalışıyorum ama olmuyor...

İzmir depremini çok hafif olsa da evim de hissettim. Elif uyuyordu odamızın kapısı ve lambamız hafif şekilde sallandı. O bile beni korkutmaya yetti. Devamı gelirse ya da yine deprem olursa kızımı nasıl korurum diye düşünmekten uyuyamadım o gece..

Haberleri izledikçe, uzman yorumları dinledikçe öfke, nefret acımın üstüne geçti. Ben 20 yıl önce neden enkaz altında kaldım?

20 saat az değil koskoca bi 20 saat... Ağbim teyzem ve 34 kişi öldü neden? Neden Eskişehir'de tek bir bina yıkıldı? Benim bedenim de, ruhum da izleri kaldı bunun hesabını kim verecek?

Bu sorularımın cevabını kim verecek? Neden koca İzmir'de sadece bir bölgede binalar yıkıldı? Bu insanlar o acıları neden yaşıyor? Bu insanlar, o küçücük masum çocuklar neden öldü?

Hiç kimse veremez değil mi bunların hesabını bu soruların cevaplarını. Çünkü suçu herkes birbirine atacak. Biri de çıkıp demeyecek ki: "Ben ya da biz yaptık. Para hırsımız yüzünden insanları, çocukları biz öldürdük"

"Hayır biz yaptık binaları denetlemedik, kontrol etmedik sizi kaderinize biz terk ettik"

"Hayır hayır biz yaptık, sorgusuz sualsiz aldık o evleri, deprem hiç aklımıza gelmedi, hiç merak edip de kontrol ettirmedik ya da biz kontrol ettirmek istedik ama x komşum istemedi bir şey yapamadık"

Hiç kimse değil mi... Hiç kimse çıkıp demeyecek bunları..

Akıllanmadık akıllanmayacağız.Bu yazıyı okuyan hiç kimse benim evim ne durumda deyip binasını kontrol ettirmeyecek. Önüne gelen müteahhit olmaya devam edecek, para hırsı yüzünden bazı usulsüzlüklere göz yummaya devam edilecek..

Belki binasında çatlak olanlar badana boya yapıp gerçeğe kapatacaklar gözlerini. Klasik herkesin dilinde olan "bizim binamız sağlam" deyip, belki de hasarlı dayanıksız binalar da çoluk çocuk oturmaya devam edecekler. İkamet eden kişilerin başvurusu olmadan, eski binalar tespit edilip, kontrol edilmeyecek...

Bu sistem ve bu zihniyetler değişmediği takdirde bu soruları daha çok kendi kendimize sorar otururuz.

Uzmanlar uyarıyor bangır bangır bağırıyor "büyük deprem yaklaşıyor" diye...

Söyleyeceklerim bu kadar!!

Eskişehir Web Tasarım