»  YAZARLAR
»  ESKİŞEHİR BASININDA HAREKETLİ GÜNLER
ESKİŞEHİR BASININDA HAREKETLİ GÜNLER
Eskişehir Nöbetçi Eczaneler Listesi
»  ESKİŞEHİR'DE HAVA DURUMU
ESKİŞEHİR
Şikayet Kutusu
Eskişehir'de Sinemalar
Günlük Burçlar
OBJEKTİF
ATİLLA SERTEL

29.09.2014
En hızlı yaşanan aşkın öyküsü

İddia ediyorum, bu kadar hızlı yaşanan bir aşkın öyküsünü okumadınız!..

En hızlı yaşanan aşkın öyküsü

Siz onu yakından tanımadınız.

Hiç medyatik olmadı. Sözün gelişi değil, zamana dayalı tam 40 yıllık arkadaşım. İnsan öz kardeşiyle kavga ediyor, küsüyor. Biz onunla bugüne kadar hiç küsmedik. Acıyı, sevinci hatta yediğimiz dayağı bile paylaştık.

İsmini yazayım, sonrasını da anlatayım. Adı Mehmet, soyadı Pınar...

 

 

Tanışmamız 1974 yılına dayanır. Eskişehir'e gelmiş, akademiye kaydını yaptırmış, kıvırcık saçlı, pos bıyıklı, güleç yüzlü arkadaşım... Bıyıklarından değil, korkusuzluğundan ve kavgadan kaçmamasından kaynaklanan bir unvan edindi Eskişehir'de, "Militan Mehmet" diye anılır oldu.

Aslında öyle büyütülecek hiçbir suçu olmadı. Gençlik hareketi içinde boyu, posu, kavgada önde oluşu nedeniyle yargıç önüne çok çıktı.

Karşıt görüşlülerin hedefinde olduğu için okula gidemediği, derslere giremediği çok oldu. Devamsızlık, devrimci mücadele derken herkesin kolaylıkla bitirdiği akademiyi bitiremedi. Zaten 12 Eylül olmuş, fotoğrafı da arananlar afişlerinde yerini almıştı.

Mehmet Pınar o sıralarda İzmir'deydi. Ben de...

Ben Ege Üniversitesi'ne gelmiştim okumak için. Mehmet de 1977 iktidarının olanağından ve babasının eski bir TARİŞ müdürü olmasından yararlanmış, zeytinyağı kombinasında işe girmişti. Eskisi gibi hızlı değildi ama solculuktan asla uzaklaşmamıştı.

MEHMET MUTLULUĞUNU BANA BORÇLU

Mehmet Pınar'ın evlenmesine de sebep olan benim. 1979'dan bugüne mutlu yaşadığı eşi Behtiye, iki oğlu Taylan ve Seyfettin, gelinleri Güzin ile Özlem ve torunları Yarengüz ile Yağız Deniz mutluluklarını bana borçludur!

Behtiye'yi Mehmet'e göndermeseydim bu gün bu mutluluk yaşanmayacaktı!. Bir film şeridi gibi gözümüzün önünden aktı geçti zaman. Ancak aramızda Mehmet ile Behtiye'nin tanışmaları, konuşmaları, anlaşmaları, kız istemeye gidişleri, düğünleri hep anlatılır oldu.

Mehmet ile Behtiye'nin evlilik öyküsünü onlarca, belki yüzlerce kez anlatmışımdır. Ama ilk kez yazıyorum. Her anlatışımda ufak tefek eklemeler, süslemeler yaptığım için her seferinde benim en iyi dinleyicilerim olayın kahramanları Mehmet ile Behtiye oldu. Şimdi ilk kez yazacağım ama pek çok ayrıntıya giremeyeceğim. Kısa, kuru ve zevksiz bir anlatım olacak ama yazılı tarihe Mehmet ile Behtiye'nin aşkını, evlilik hikayesini not düşmeliyim.

1979'un bahar ayları. Annem, o tarihte oturduğum Karşıyaka Girne Bulvarı'ndaki evimize gelmiş. Eskişehir'de SSK'dan tanıdığımız Mehmet Işık'ın teyzesinin kızıydı Behtiye. Teyzesi aynı zamanda annemin arkadaşıydı.

Behtiye, annesi Sıdıka, babası Süleyman amca ile tanıştım. 1978 Ağustos ayında Bulgaristan'dan göç edip gelmişlerdi. Türkçe'yi tam olarak anlama ve kendini ifade etme konusunda bazı zorlukları vardı.

Behtiye'nin Bulgaristan'da kızlık soyadı Süleymanova Yusufova'ydı. Türkiye'de, Edirne'de Çetinel soyadını aldılar. Behtiye bu soyadının nereden geldiğini bilmiyor, daha doğrusu soyadı nedir onu bilmiyor. Eniştesi, "Benim Türkiye'de bir akrabam var soyadı Çetinel" deyince kayda Çetinel geçiyor.

Uzatmayacağım. Behtiye'nin iş aradığını öğrendim. O zamanda asıl işimiz, iş arayanlara yardımcı olmaktı. O dönemde TARİŞ, araya girenler sayesinde işçi alımı yapıyor. Mehmet de bana, "Tanıdığın insanları bana yönlendir, lise mezunu olması yeterli" diyordu.

Mehmet ardından, "Kızları gönder. Daha çok kız işçi alacaklar" diye de sıkı sıkı tembih ediyordu. Behtiye'den önce birkaç kız arkadaşı göndermiştim ama TARİŞ'e aldırmayı başaramamıştık.

Mehmet'i aradım, aramızda şöyle bir konuşma geçti:

- Mehmet, Bulgaristan'dan yeni gelmiş bir kız arkadaş var. Lise mezunu, iş arıyor.

- Gönder sen bana, müracaat ettirelim.

Behtiye'ye adresi verdim, baktım anlamıyor. İş arayan bir başka arkadaşım daha var, onun da adı Gülten... İkisini buluşturdum, Mehmet'in yanına yolladım. Olanlar olmuş…

DELİ GİBİ AŞIK OLDUM

O akşam Mehmet bizim evdeydi:

- Lan oğlum, ben deli gibi aşık oldum.

- Hayırlı olsun kim bu şanslı kız Mehmet'cim?

- Behtiye'ye oğlum Behtiye'ye...

- Ne diyorsun, ilk kez gördün, Bismillah...

- İlk kez gördüm ama yıllardır beklediğim pamuk prensesimi buldum.

- Yapma ya...

- Çocuklarımın anasını, torunlarımın ninesini buldum.

Konuyu değiştirmek için soruyorum, "İş konusu ne oldu?" diyorum. Mehmet, "İş kolay oğlum. Asıl bizim işi hallet sen" dedi.

İçimden, "Ulan Mehmet ilk gördüğün kızla evlenmeye ilk kez mi kalkışıyorsun" diye söylendim ama ona düşüncemi açmadım. Daha önce Eskişehir'den İzmir'e gelirken aşık olduğu hatunun memleketi Balıkesir'de inip, kızı babasından istemişliği var, diye duydum. O yüzden güven problemi yaşıyorum Mehmet'e karşı. Ağabeyimizin teyze kızı Behtiye'yi koruma altına almalıyım.

Hangi dil ile anlaştılar, nasıl konuştular bilemem ama Behtiye her gün TARİŞ'e gider gelir olmuş. Behtiye'nin annesi sormuş:

- Kızım sen iş başı mı yaptın, her gün gider oldun?

- Yok be anne. İş için çağırıyor Mehmet abi...

Unutmam, Behtiye'nin o dönemde Bulgaristan'dan getirdiği ve giydiği bir topuklu ayakkabısı vardı. Behtiye'nin anlatımına göre "Rap rap" leylek gibi yürüyor, Mehmet'e göre ise Behtiye topuklu ayakkabıları ile ceylan gibi sekiyor.

Bir hafta geçti aradan Mehmet kapıma yine dayandı:

- Abicim, ben kararımı verdim, Behtiye ile evleneceğim.

- Ciddi misin?

- Çok...

Bu konuşmadan az sonra zorla evden çıkartıldım ve Behtiye'nin Nergiz'de kirada oturdukları evin önüne geldik. Mehmet'in talimatlarına göre hareket ediyorum. Behtiye'nin babası Süleyman amcayı kahveye götüreceğiz. Çay içeceğiz. Çay içerken ben konuşmaya başlayacağım ve yalnızca, "Süleyman amca Mehmet'in sana söyleyecek sözü var" diyeceğim. Bana düşen görev bu kadar. Sonrasını Mehmet getirecek ve diyecek ki:

- Amca, ben senin kızını seviyorum ve müsaade ederseniz evlenmek istiyorum.

İkişer çay içtik kahvede. Mehmet alttan alttan ayağıma vuruyor, 'konuya gir' diye. Ben cesaretimi toplayıp konuya giremiyorum. Açtım ağzımı:

- Süleyman amca geç oldu, hadi gidelim artık, yarın işe gideceğiz.

Ayağa kalktık. Mehmet, "Ben senin..." diye saydıracak gibi bakıyor. Kahveden çıktık, yolda gidiyoruz. Baktım Mehmet konuyu açmaya kararlı. O konuşmaya girmeden, "Hadi size iyi geceler" dedim ve az ötede bulunan büyükçe bir kayanın arkasına saklandım.

Mehmet ile Süleyman Amca’nın arasında geçen konuşma şöyle:

- Süleyman amca ben senin kızını sevdim. Onunla evlenmek istiyorum.

- Te be olum... Türkiye'de adetler böyle midir? Sokak ortasında, gece yarısında mı kız istenir?

- Yok be amca. Siz isterseniz annemi, babamı yollarım tez elden...

Mehmet yanıma geldi, kızgın... Konuştuk:

- Lan oğlum niye kaçıyorsun?

- Söyleyemedim Mehmet. Ayıp olur diye...

İşi şakaya vurdum, "Ya silahı varsa diye korktum" dedim...

Mehmet yeni bir görev verdi, "Yarın sana geliyorum, gidip soracaksın, annemler istemeye ne zaman gelsinler" diye...

SUPANGLE YER MİSİN?

Mehmet'e, "Biz gidip geliyoruz. Behtiye'nin de sende gönlü var mı" dedim. "Olmaz mı" dedi, tek cümle kurdu:

"Biz pastanede buluşuyoruz ve konuşuyoruz. Aramızda anlaşma var gibi."

İşin aslını sonradan öğreniyorum. Mehmet, Aydın kökenli... Aydınlılar hızlı konuşuyor, kelimeleri de yutuyor. Behtiye konuşulanların yarısını anlıyor, yarısını pas geçiyor. Mehmet, pastanede otururken gözlerini Behtiye'nin gözlerine dikiyor ve soruyor:

- Benimle evlenir misin?

Behtiye gözlerini kırpıştırıyor ve hiç düşünmeden yanıtlıyor:

- Evet...

Ardından ekliyor:

- Da...

Hem Türkçe hem Bulgarca "evet" diyor.

Mehmet çok mutlu... Behtiye de... Ama Behtiye masaya çayların geldiğini görünce itiraz ediyor, "Ben supangle istemiştim" diyor. Mehmet'e dönüyor, "Mehmet abi sen sordun ya, supangle yer misin" diye, ben de sana cevap verdim, “evet” diye...

Durum anlaşılıyor, Mehmet'in, "Benimle evlenir misin" sorusunu Behtiye, "Supangle yer misin" olarak anlıyor. Bu durum yıllar sonra benim araştırmacı gazeteciliğim sayesinde ortaya çıkarılıyor.

Kısa keselim...

Ertesi akşam yine zorlama ile Behtiye Hanım'ın kapısının önündeyim. Bu kez Mehmet az ötede saklanıyor. Kapının zilini çalıyorum. Sıdıka teyze yukarıdan sesleniyor:

- Kim o... Kim o?..

- Benim Sıdıka teyze, Atila...

Kapıda çok sitem alıyorum. Hatırladığım kadarıyla Sıdıka teyze, "Oğlum biz bu memlekete yeni geldik. Kızım daha 21 yaşında. Biz ona koca değil, iş arıyoruz. Sokak ortasında babasından kız istiyorsunuz, adamın kalbine iniyormuş. Olur mu böyle..." diyor.

Ağzımı bile açamıyorum. Kadın yerden göğe haklı... Mehmet beni bekliyor, "Oğlum artık beni sürme cepheye, kendi işini kendin gör” diyeceğim.

Mehmet çıkıyor karşıma. Meraklı... Boynunu bükmüş, ne diyeceğimi bekliyor. Desemki, "Oğlum kızın annesi seni istemiyor", belliki çok üzülecek.

Diyorum ki:

- Yarın akşam sizi bekliyorlar...

Mehmet seviniyor, sarılıyor bana... Ertesi gün kapımızın önünden geçiyorlar. Mehmet takım elbiselerini giymiş, kravatı üçgen bağlamış. Babası rahmetli Seyfettin amca da takım elbise, annesi Nimet teyze ise döpiyes etek giymiş. Mehmet'in elinde çikolata ve çiçek var.

EVDEKİLER UYUMUŞ

Behtiye ve ailesi o gece erken uyumuş. Dünürler kapıyı çalınca pijamalarla karşılıyorlar. Dünürlerin gözü önünde yer yatakları toplanıyor. Mehmet, Behtiye'ye soruyor:

- Haberiniz yok muydu?

- Yooo...

- Atila söylemedi mi?

- Yooo...

- Biz seni istemeye geldik...

- Ooooo...

O gece Behtiye'yi Mehmet'e veriyorlar. Tanışma, nişan, düğün dahil her şey iki ay içinde sona eriyor. Mehmet'in davetiyeye yazdırdığı şu dörtlüğü unutamam:

Bekleyen derviş

Muradına ermiş,

Meğer beklemek

Ne zor şeymiş...

13 Temmuz 1979 tarihinde Karşıyaka'da yapılan düğün töreni çok muhteşemdi. Mehmet'in arkadaşları, akrabaları herkes oradaydı. Mehmet yıllardır beklediği aşkını bulmuş nikah memurunun sorusu dahi bitmeden "Evet... Evet" diye bağırıyordu.

Behtiye ise aklında supangle sorusu olmadan ve sorulan soruyu anlayarak, "Evet" diyordu.

Mehmet ile Behtiye'nin hikayeleri daha çok... Sonra geri kalanları anlatırız.

Makaleye Yorum Yaz
Adınız Soyadınız
E-Mail Adresiniz
Yorumunuz
 
4 + 7 =? işleminin sonucunu rakam ile aşağıya yazınız.
 
   
 

Web sitemiz, yorum ekleyen kişiye ait ip adresi, e-posta adresi ve ad-soyad bilgilerini saklama ve resmi makamlarca istenildiği takdirde bu bilgileri yorumcu onayı alınmaksızın iletme hakkına sahiptir.
Ana Sayfa   |   Seri İlanlar   |   Reklam   |   Foto Galeri   |   Şiir Köşesi   |   Künye   |   Önemli Linkler   |   Editörden   |   İletişim
www.eskisehirdehaber.com web sitemizde yer alan yazılı ve görsel içeriğin tüm hakları saklıdır. www.eskisehirdehaber.com'un onayı olmadan bu içeriklerin kopyalanması, yeniden yayınlanması veya yeniden dağıtılması yasaktır.